İlk Hristiyan Devlet

papaz_hac_kilise_cami_islam_ay

Tiberius zamanında Yemen’de yeni bir siyasi birlik kuruldu. M.S. 25 civarında Himyarit altındaydı. içindeki bahsedilecektir.
Saba ülkesi, artık, krallığının hâkimiyeti Himyaritlerin tarih rolünden ilerde Yine M.S. 30 yılları çıvarında, Kuzey Hindistan Kuşan (Kushan) krallığının hâkimiyeti altına girdi. Kuşanlar, daha önce Hunlar tarafından sürüldüğünden bahsettiğimiz Yüe-çilerin beş kabilesinden biridir. Hatırlanacağı gibi Baktria’ya gelen Yüe-çiler, orada Grek krallığının dağılmasına sebep olmuşlardı. Bu yüzyılda, Kuşanlar diğer Yüe-çi kabileleri üzerinde hâkimiyet kurdular. Başlarındaki krala Türklerde olduğu gibi Yabgu unvanını verirlerdi. Kuşanlar Yabgu Kujula Kadfises yönetiminde bir konfederasyon oluşturdular. Kuzey bölgesi göçebe kabilelerin kontrolü altında olduğundan, Kuşan devleti güneye doğru büyümüştür.
Yabgu Kujula Kadfises döneminde (M.S. 30–80), Kabul bölgesi, Punda ve Jibin (Kapişa- Gandara) krallıkları ele geçirilerek, Kuşan devletinin sınırları genişletildi.

kusan haritasıTiberius döneminde, Anadolu ve Suriye’de ilk Hıristiyanlar dikkati çekmeye başladılar. Bölgesel Edessa (Urfa) Kralı Abgar, M.S. 34 yılında Hıristiyanlığı kabul etti. Hıristiyan olduktan sonra, Aramilerin yaşadıkları coğrafyaya çeşitli elçiler yollayarak Hıristiyanlığın yayılmasına öncülük etmeye başladı. Bundan sonra, yani, bölge halkı Hıristiyanlaşmaya başladıktan sonra, Süryani adı gittikçe öne çıkmaya başladı.
Süryanilerin kökeni hakkında değişik görüşler vardır. Aramilerden geldiği veya Asurlulardan geldiği veya Mezopotamya halklarının bir karışımı olduğu öne sürülür. Biz öncelikle Arami ağırlıklı, sonra Asur ve diğer Mezopotamya halklarının bir sentezi olduğunu düşünüyoruz. Süryaniler, Aramca konuşan, eski Mezopotamya kültürünü taşıyan bir halktır. Bu halk İran ve Irakta Asurî adıyla tanınırken, Anadolu ve Suriye’de Süryani adı ile anılır. Asurî adını Hıristiyanlık öncesi için ve Süryani adını Hıristiyanlık sonrası için kullanmak da genel bir temayül olmuştur. Ama sonuçta, bugün, Asurî, Süryani, Keldani, Arami ve Marunî aynı halk için kullanılan çeşitli kelimelerdir.
Süryanilerin Hıristiyanlaşması ve Süryani nüfus içinde Hıristiyan sayısının artması ile birlikte, döneminin en önemli ve büyük kentlerinden biri olan Antakya’da da Hıristiyanların sayısı artmaya başladı. Dünyanın ilk Hıristiyan kürsüsü, “ Antakya Elçisel Kürsüsü “ bu kentte oluştu (M.S. 37 – 43). Daha sonra Antakya kilisesi kurulduğunda, bu kiliseye “ Antakya Süryani Kilisesi “denilmiştir.

M.S. 37 yılında Mesih’i müjdelemek amacıyla Antakya’ya gelen ve burada bulunduğu süre içinde kentteki topluluğun programlı ve düzenli etkenliklerine şahit olan ” Onikiler ” den Mor (Süryanica aziz demektir) Petrus (Şemun), Hıristiyan dünyasının üç büyük kürsüsünden ilki olan ” Antakya Elçisel Kürsüsünü ” M.S. 37-43 yılları arasında burada kurmuştur. Antakya Kilisesi bu şekilde, ” Ana Kilise ” olarak adlandırılan Kudüs Kilisesi’nden sonra kurulan ilk Hıristiyan kilisesi olmuştur.
Nitelik ve yapısı itibarıyla bakıldığında Yahudi kökenli ve putperest kujula kadfiseskökenli (Süryani) Hıristiyanları çatısı altında birleştiren ilk ” Ana Kilise ” olan Antakya Kilisesi, yönetimsel açıdan da Doğu Hıristiyanlığı’nın merkezi haline gelmiştir. Tarihsel süreç içinde, Yahudi kökenli Hıristiyanlar ile putperest kökenli Hıristiyanlar arasında bazı görüş farklılıklarının ve anlaşmazlıkların belirdiği görülmektedir. Bu anlaşmazlıkların temelinde Yahudi kökenli Hıristiyanların, putperest kökenli birinin Vaftiz olması gerektiğine ilişkin görüşleri yatmaktaydı. Onlara göre, putperest birisinin Vaftiz olabilmesi için Musa Yasası’nı tamamlaması, yani sünnet olması gerekiyordu. Bu meseleden kaynaklanan sürtüşmelerin ve anlaşmazlıkların son bulması amacıyla M.S. 51 yılında Kudüs’te Hıristiyan dünyasının ilk ” Konsili ” toplandı. Bu Konsilin toplanabilmesi için Aziz Barnaba ve Pavlus (Paulus) özel bir çaba ve emek sarfetmiştiler.
Mor Yakup’un başkanlığında bir araya gelen Konsil, putperest kökenlilerin vaftiz olabilmeleri için sünnet olmalarının şart olmadığına yönelik karar almıştır. Bu karar putperest kökenli Hıristiyanların Musa töresinden kurtulmalarını sağlamıştır. Konsilde bunun yanı sıra Antakya Kilisesi’nin güçlendirilmesine ilişkin bir takım kararlar daha alınmıştır. Bu kararlardan en önemlileri Mor Pavlus ve Aziz Barnaba’yla birlikte Yahuda ve Silasi’ın da Antakya’ya yollanması, Putperest kökenli olanlara yönelik olarak kendilerinin de putperest iken alıştıkları put kurbanlarından, kandan, boğulmuş olandan ve zinadan şiddetle kaçınmalarıdır.

Kartondan Lamba Yapımı

Kartondan lamba, kartondan gece lambası, lamba yapımı

Evdeki atılacak malzemelerimizi değerlendirim kartondan gece lambası yapımını burada anlatmıştık, bu sefer farklı tasarıma sahip kartondan gece lambası yada normal lamba olarak kullanabilecğeiniz çok fonksiyonla lamba yapacağız.

Kartondan Gece Lambası Yapımı için Gerekli Envanterler

Yapacağınız gece lambası için istediğiniz ebatlarda karton, karton kutu, kağıt.
Kartonun içini beyaz yapmak için püskürtmeli (sprey boya) ay ne ebatlarda el işi kağıdı.
Lambanın yanarken oluşturacağı sıcaklığa dayanacak bir yapıştırıcı uhu olabilir.
Lambanın ışık veren iç aksamı; elektrikçiden Lamba  lambanın takılacağı duyy duyya bağlı ekeltiriğin geleceği kablo ve isterseniz açıp kapama tuşu . Tuşlu gece lambası çalıştırmak için gerejli malzemeler derseniz anlar o size uygun elektiriksel malzemeleri verecektir.

kartondan-gece-lambasi-yapimi-okurkafe

Şimdi kartonun içini beyaz renge boyuyoruz yada beyaz el işi kağıdıyla kaplıyoruz. Kartonu eni 5 cm olarak 30 cm için 6 eşit cetvel şeklindeki parçalara ayırıyoruz Continue reading Kartondan Lamba Yapımı

(Sezar) Caesar Anadolu’da

sezar heykeli anadolu

Caesar, Helespontos (Hellespontos) üzerinden Anadolu’ya geldi. Caesar ailesi köklerini Troyalı Aeneas’a bağlıyordu. Caesar, bu nedenle Troya’yı ziyaret etti. İllion kentinin sınırlarını genişletip, kente bağımsızlık verdi ve vergi muafiyeti tanıdı. Bergama’ya geçti, bu kente de bazı özel haklar tanıdı.

Caesar, sonra, Efes’e geldi. Burada, onu, eyalet temsilcileri karşıladılar. Eyalet temsilcileri ile yaptığı toplantıda, önemli kararlar aldı. Kendisine karşı, Pompeius’un yanında savaşan tüm Romalıları, İonyalıları, Aiolialıları ve diğer kentleri affetti. Caesar, Asya eyaletinin Roma’ya verdiği verginin fazla olduğunu anlamıştı, bu vergiyi üçte bir oranında azalttı. Ama yaptığı en önemli reform, vergi mültezimleri (publicani) sistemini yürürlükten kaldırması oldu. Bundan böyle halkın verdiği vergiler, doğrudan doğruya kestöre (quaestor: en yüksek mali devlet memuru, pretör 1ci yardımcısı) verilecekti. Artık, vergiler doğrudan devletin elinde toplanıyordu. Halk, vergi mültezimlerinin elinden kurtarılmıştı. Ama daha önce de söylediğimiz gibi, vergi mültezimleri, tefeciler ve bazı Roma aileleri (senatörleri), menfaat çeteleri oluşturmuşlardı. Caesar’ın, vergi mültezimlerini ortadan kaldırmakla, pek çok etkin Romalının ayağına basmıştı. Sonuçları ileride alınacaktı. Continue reading (Sezar) Caesar Anadolu’da

İskenderiye Feneri

iskenderiye feneri

İskenderiye Feneri Gravürü

M.Ö. 274 yılı cıvarında Mısır tahtında Ptolemaios II vardı. Bu firavun, tahtını kuvvetlendirmek için, bütün kardeşlerini öldürttüğünden, bir ironi olarak, “ Philadelphos “ (kardeşlerini seven) diye anılır. Bu firavun zamanında İskenderiye her bakımdan olağan üstü gelişmişti. Ptolemaios II, Eski Ahid’i, İskenderiye’ye yerleşip İbraniceyi unutan Yahudiler için Yunancaya çevirtti. Bu çeviriye “ Septant “ dendi. Daha önce gördüğümüz ve
Continue reading İskenderiye Feneri

Tarihte Matematik

mezepotamyada matematik

M.Ö. 580 ile 504 yılları arasında, Güney İtalya’da, Kroton kentinde büyük usta Pythagoras (Pitagor) yaşadı. Gizli bir din okulu kurmuştu ve evrenin, bir sayı uyumu olduğunu öğretiyordu. Öğrencilerine ahlak, siyaset ve din öğretiyordu. Bu bilimlerin tümüne “ mathematalar “ adını veriyordu. Kullandığımız matematik sözü buradan türemiştir.
Pisagor’un Mısır ve Babil rahiplerinden aldığı eğitim 34 yıl sürmüştü. Pisagor yeniden İtalya’ya döndüğünde elinde Orfeik öğretilerin yeniden canlanmasına yardımcı olacak bir mistik öğreti vardı. Mısır’da Osiris dinine bağlı eğitim almıştı. Daha sonra Mısır’ın Babil tarafından işgali ile gittiği Babil’de aldığı eğitimle matematiğin kutsallığına inandı. İşte Pisagor düşüncesindeki sayıların önemi buradan gelir. Eski Mısır’da ve Babil’de ayinler müzikle gerçekleştiriyor ve müzik formatı matematiksel işlemlerle doküman ediliyordu. Böylece müzik Pisagor felsefesinde önemli bir yer edindi.
Her şey belli bir sayıdır diyordu. Akıl belirli bir sayıdır, ruh, adalet, her şey belirli bir sayıdır, evren de sayıların uyumudur diyordu. Continue reading Tarihte Matematik

Azteklerin Başkenti

Meksika’nın kuzeyindeki anavatanlarını 1000 yılında terkeden Aztekler, 1300’e doğru şimdiki Meksikaya yerleşti.

aztek sehri gravürü

Tarih ünlü İspanyol istilacısı Cortes’in, 1519’da, Tenochtitlan kapılarına vardığı zaman, nasıl bir tepki gösterdiğini yazmıyor. Kuşkusuz, hiç beklemediği bir uygarlıkla, o göz kamaştırıcı Aztek uygarlığıyla karşılaşmaktan son derece etkilenmiştir. Burası, Azteklerin Başkentiydi.

Aztekler, Meksika’nın Kuzeyinde bulunan anavatanları Aztlan’ı 1000 yılından az sonra terk ettiler ve 1300’e doğru, şimdiki Meksika topraklarına yerleştiler. Ancan burada ki yerli toplulukların baskısıyla, büyük Göller’in kuzeyinde, Chepıltepech’e sığındılar ve orada, kazık temeller üzerine evler yaptılar. Bu evler, karaya setlerle bağlıydı.

1370’e doğru tamamlanan Tenochtitlan, göl üzerine kurulmuş kentlerin seçkin bir örneğiydi. Ortasından bir su yolu geçiyor; yükseltilmiş ve tahkim edilmiş üç dolma yol, onu karaya bağlıyordu.
Sokakların çoğu bir saldırı karşısında çekilen, geniş ahşap köprülerle kesiliyordu. Bunlar üzerinde (10) on atlı yan yana gidebilirdi. Continue reading Azteklerin Başkenti

Patlamayan Baloncuk Nasıl Yapılır?

 

buyuk patlamayan baloncuk

Patlamayan baloncuk, Patlamayan baloncuk yapımı, Patlamayan baloncuk nasıl yapılır, Patlamayan baloncuk formülü.

Çocukluğunda deterjandan baloncuklar görmeyenlerimiz yoktur ve baloncuk yapan oyunlarımızda olmuştur. O zamanlar baloncukların neden havada kaldığını bilmezdik ancak çok hoşumuza gider baloncukları elimizle yakalamaya  çalışır yere yakın olanlarında üstüne basmaya çalışırdık…

Çocukluğumuzda büyüklerimiz bize halkalı baloncuk yapan oyuncaklardan almıştır. İlk hevesle baloncuğun suyunu çarçabuk bitirmişiz , anne babamızın deterjandan yaptığı pek dayanıklı baloncuklar yapmayan, çarçabuk patlayan deterjanlı sıvıya boyun bükmüşüzdür. Continue reading Patlamayan Baloncuk Nasıl Yapılır?

Duyguları vücudumuzun neresinde hissederiz?

duygularin vuttaki etkileri

Unutmayın… Dünyada kan ve gözyaşının rengi aynıdır.. Ve biz insanlar (ama insanlar!) aynı şeylere üzülürüz..
..
Duyguları vücudumuzun neresinde hissederiz?
..
Geçenlerde National Academy of Sciences’da yayınlanan insan vucuduyla ilgili makalede ; insanda yaşam tarzı, bulunduğu toplum, yeme içme tarzı, ırk vs bakılmaksızın  hissettiği bütün duygular vucutlarının belirli bölgelerine etki yapıyor. Continue reading Duyguları vücudumuzun neresinde hissederiz?

Ermenileri Soykırım Yalanı

Ermenileri Soykırım Yalanı

“Ermenilere söyledim; gelin Türkler soykırımı size nerede yaptıysa toplu mezarlarınızı kazalım, çıkan kemikleri uluslar arası laboratuvarda inceletirim. Ama 2003 yılından beri hiç toplu mezar göstermediler.

Buna rağmen İsveç Parlamentosu’nda Mardin’de bir toplu mezar olduğunu iddia ettiler. Üsteledim ve İsveç’ten Ermeni asıllı bir parlamenter geldi ve yanında da Süryani bir şahıs vardı.

Gittik..

“Mardin’de iddia edilen yerde bir delik var, ama bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Adama gir delikten içeri dedim, ‘girmem üstüm pislenir’ dedi. Sana elbise alırım gir dedim. Bu sefer ‘savcı izni lazım’ dedi. Allah’tan hem savcı, hem kaymakam vardı yanımızda. Savcı bey izin verdi ve girdik beraber.

İçerideki kemiklerden numune al dedim ‘almam’ dedi, işi yokuşa sürdü. Ben numuneleri aldım ve uluslar arası laboratuvarda incelettim. Kemikler 2200 yıllık çıktı. Biz Ermenileri 2200 yıl önce mi katlettik? İyi de biz o zaman Anadolu’da değildik ki !.. Roma’dan kalma toplu mezarlardı onlar.

Türkler tarihin hiçbir döneminde toplu katliam yapmamıştır. “

Yusuf HALAÇOĞLU

(17 Şubat 2013 Kars’ta düzenlenen “Hocalı Katliamı” Panelinde…)