Tonyukuk’un Öğüdü

Vezir Bilge Tonyukuk731 yılında, Kültekin Kağan ölünce, Çin İmparatoru, mezar evinin, heykelin ve süslemelerin yapımı için, en iyi sanatçılarını Doğu Türklerine yolladı. Kültekin Kağanın cenaze merasimine, her yerden temsilciler armağanları ile birlikte geldiler. Çin temsilcisi, on bin ipekli kumaş, altın, gümüş hediyeler getirdi.
Bilge Kağan Çin ile iyi münasebetlere devam etti. İsrarla bir Çin prensesi ile evlenmek istiyordu. Bilge, göçebeliği bırakıp, Türkleri yerleşik düzene geçirmek istiyordu. Surlarla çevrili kentler, Buda tapınakları, heykeller yapılmasını arzuluyordu. Tonyukuk, bu isteklere karşı çıkıp, şöyle diyordu.
” Türkler, Çinlilerin yüzde biri bile değildir. Su ve otlak peşinde gider, avcılık yaparlar. Sabit yerleri yoktur, savaşçıdırlar. Kendilerini güçlü bulunca önden giderler. Güçsüz olduklarını görünce kaçıp, saklanırlar. Böylece Çinlilerin sayı üstünlüğünü ortadan kaldırırlar, sayı çokluğunu işe yaramaz kılarlar. Şimdi, siz Türkleri, duvarlarla çevrili bir kente yerleştirirseniz ve bir kez Çinlilere yenilirseniz, onların tutsağı olursunuz. Buda ve Lao-tseu’ya gelince, bunlar insanlara yumuşaklığı ve alçak gönüllülüğü öğretirler. Bu, savaşçılara uygun düşen bir öğreti değildir “.
Görüldüğü gibi, Tonyukuk, Türklere göçebe kalmayı ve savaşçı karakterlerinden vaz geçmemeyi öğütlemektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere, Türklerde göçebelik ve savaşçılık bilinci o tarihlerde ve belki asırlarca önceden beri yerleşmiştir. Bir topluluk kendini savaşçı olarak görürse, öyle davranır. Bu bilinç, bugünlere kadar gelmiştir. Continue reading Tonyukuk’un Öğüdü